Sineklerin Tanrısı (Lord of the Flies), İngiliz yazar ve öğretmen William Golding tarafından 1954 yılında kaleme alınmış bir romandır.
Golding, II. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet Donanması'nda
subay olarak görev yapmış ve savaşın yıkımına, insanın insana uyguladığı
dehşete bizzat şahit olmuştur. Bu deneyim, onun insanoğlunun doğasına dair
inancını sarsmıştır.
Ayrıca eser, R. M. Ballantyne'ın 1858 tarihli Mercan
Adası (The Coral Island) adlı Victoria dönemi romanına doğrudan bir
tepki ve eleştiri olarak doğmuştur. Mercan Adası romanında bir adaya
düşen Britanyalı çocuklar gayet medeni, ahlaklı ve Hristiyan değerlerine bağlı
kalarak düzen kurarken; Golding, II. Dünya Savaşı sonrası gerçekliğiyle bu
pembe tabloyu reddetmiş ve medeniyet kabuğu soyulduğunda insanın içinden
çıkacak olan vahşeti göstermek istemiştir.
Romanın ismi olan "Sineklerin Tanrısı",
İbranicedeki Beelzebub (Sineklerin Efendisi) kelimesinin birebir
çevirisidir ve İbrahimi dinlerde Şeytan'ı veya kötülüğün simgesini
temsil eder.
Gelecekteki bir nükleer savaş sırasında, Britanyalı
çocukları taşıyan bir uçak vurularak Güney Pasifik'teki ıssız bir adaya düşer.
Yetişkinlerin hiçbirinin sağ kurtulamadığı adada, yaşları 6 ile 12 arasında
değişen bir grup erkek çocuk baş başa kalır.
- Düzenin
Kurulması: Çocuklar arasında ön plana çıkan Ralph, adada
bulduğu büyük bir deniz kabuğunu (deniz salyangozu kabuğu) üfleyerek
çocukları toplar. Lider seçilen Ralph; barınaklar inşa etmeye, adadan
geçen gemilere işaret verebilmek için dağın tepesinde bir ateş
yakmaya ve kural koymaya odaklanır. Ralph'in en büyük destekçisi,
gözlüklü, kilolu ama mantığın ve mantıklı düşüncenin sesi olan Domuzcuk'tur
(Piggy).
- Çatışma
ve Bölünme: Ancak çocuklardan Jack, avcı grubunun lideri olur
ve düzeni korumak yerine avlanmaya, et yemeye ve kabileleşmeye heves eder.
Zamanla adada bilinmeyen bir "Canavar"ın var olduğu dedikodusu
yayılır. Çocukların içindeki belirsizlik ve ölüm korkusu, Jack tarafından
manipüle edilir. Jack, mantık yerine korkuyu ve ilkel dürtüleri besleyerek
çocukların çoğunu kendi tarafına çeker.
- Vahşete
Kayış: Jack ve kabilesi, öldürdükleri bir domuzun başını sivri bir
kazığa geçirerek adadaki "Canavar"a adak olarak sunarlar. Etrafında
sineklerin üşüştüğü bu domuz başı, Sineklerin Tanrısı'dır. Grubun
mistik ve içe dönük çocuğu Simon, ormanda bu domuz başıyla sanrılar
görür; Sineklerin Tanrısı ona "Canavar"ın dışarıda değil,
çocukların kendi içlerinde olduğunu söyler. Simon bu gerçeği diğerlerine
anlatmak için gruba koştuğunda, histerik bir ayin ve dans krizine giren
çocuklar Simon'u canavar zannederek linç edip öldürürler.
- Çöküş:
Düzen tamamen yıkılır. Jack'in çetesi Domuzcuk'un gözlüğünü (ateş yakma
aracını) çalar. Çıkan arbedede bir kaya parçasıyla Domuzcuk öldürülür
ve elindeki adalet/düzen sembolü olan deniz kabuğu parçalanır. Son kalan
düzen savunucusu Ralph, adada avlanmaya başlanır. Jack ve adamları Ralph'i
ortaya çıkarmak için tüm adayı ateşe verirler.
- Kurtarılma:
Ralph tam ölmek üzereyken sahile koşar ve karşısında adadan yükselen
dumanı görüp karaya çıkan bir Kraliyet Donanması subayı bulur.
Subay, çocukların bu vahşi durumunu görünce şaşırır ve "İngiliz
çocuklarının daha iyi bir gösteri sunmasını beklerdim" der. Ralph
ve diğer çocuklar, kaybettikleri masumiyetleri ve arkadaşlarının ölümü
için gözyaşlarına boğulur. Subay ise adadaki bu çocukça dehşeti
küçümserken, arkasında kendisini bekleyen devasa savaş gemisine ve
yetişkinlerin dünyasındaki çok daha büyük felakete (savaşa) bakmaktadır.
Sineklerin Tanrısı, insanın içindeki karanlığın ve
medeniyetin ne kadar kırılgan bir örtü olduğunun alegorisidir:
- İnsan
Doğasının İçsel Kötülüğü: Golding'e göre kötülük, dışarıdan gelen bir
yaratık ya da soyut bir güç değildir; her insanın içinde potansiyel olarak
var olan ilkel bir dürtüdür. Toplumsal kurallar ve baskılar (medeniyet)
kalktığında bu ilkel güdü (Jack) mantığı (Domuzcuk) ve düzeni (Ralph) yok
eder.
- Korkunun
Manipülasyonu: Hikâyedeki "Canavar", kitlelerin korkuyla
nasıl güdüleceğinin simgesidir. Jack, soyut ve olmayan bir korkuyu
kullanarak otorite kurmuş ve çocukları mantıktan uzaklaştırmıştır.
- Sembollerin
Temsili:
- Deniz
Kabuğu: Demokrasi, düzen, adalet ve konuşma hakkı.
- Domuzcuk’un
Gözlüğü: Bilim, akıl ve rasyonel düşünce.
- Ateş:
Umut, medeniyet ve kurtuluş arzusu.
- Sineklerin
Tanrısı (Domuz Başı): İnsanın içindeki çürüme, kötülük ve bağnazlık.
- Yetişkin
Dünyasının İronisi: Hikâyenin sonunda çocukları kurtaran subay,
medeniyeti temsil ediyor gibi görünse de aslında dünyayı yok eden devasa
bir nükleer savaşın parçasıdır. Çocukların adadaki küçük vahşeti,
yetişkinlerin dünyadaki büyük vahşetinin bir aynasıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder