11 Aralık 2017 Pazartesi

ANLAMAYA ÇALIŞIRKEN…


İçinde bulunduğumuz zamana göre asırların gerisinde yaşamış (M.Ö. 470‘ ler de ) , bugüne gelinceye kadar düşünceleri tüm düşünürlere kıstas olmuş, meşhur düşünür Sokrates’in meşhur sözü Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdirmisali, son günlerde derinlemesine  merak ettiğim, bölük pörçük bildiğim bir kısım konularını,  gerek derlediğim tamamlayıcı yazılarla bütünlemeye ve derinlemesine  anlamaya çalıştığım, gerekse deneyerek algılamaya ve deşifre etmeye çalıştığım Nikola Tesla' nın dediği şekilde Ses, frekans, titreşim ve enerji yasalarıyla evrenin gizemlerini anlamak, anladıkça konuyla ilgili bildiklerimizin son derece yüzeysel şeyler olduğunu, daha yeterli şeyler bilmediğimi, tüm ömür adansa ancak anlaşılabileceğini düşünüyorum ve anlıyorum.

ANLADIĞIMI ANLATMAK 1. ...

Bugüne kadar müzikten bildiğim yedi tane ana nota olduğu (DO, RE, Mİ, FA, SOL, LA, Sİ,), evrendeki tüm müzik eserlerinin bu yedi notanın farklı kombinasyonları (incesi, kalını, tamı yada kesirli değerlerde olanı…)  olduğu idi, ancak bu konuları incelediğimde şunu öğrendim ki ;


·         Bilim insanlarının kesin keşiflerinden biri, İnsan kulağının, 16 Hz-20.000 Hz ( 20 Khz) arasındaki saf sesleri duyduğudur. Bu sınır değerlerin dışındaki frekansları duyan yarasa gibi hayvanların olduğudur.

·         Bizlerin müzikte nota diye adlandırdığımız solfej (solfeggio ) frekanslarıdır, yani  insanın duyabildiği / algılayabildiği 20.000 – 16 =19.984 adet farklı frekans var ve bunlardan  günümüzde en çok bilinen 7 ana nota ve günümüzde müzikle tedavi konusunda uzman olanların bu frekanslarda tespit edilmiş özellikler aşağıdaki gibidir




Ut (C/Do) – 396 Hz – Suçluluk Duygusu ve Korkudan Özgürleşmek
Re (D) – 417 Hz – Durumu Çözmek, Değişimi Kolaylaştırmak
Mi (E) – 528 Hz – Dönüşüm ve Mucizeler (DNA’yı şifalandırmak)
Fa (F) – 639 Hz – Yeniden Bağlantıya Geçmek/İlişkiler
Sol (G) – 741 Hz – İfadeler/Çözümler
La (A) – 852 Hz – Uyanışın Sezgisinde Olmak
Si (B/Ti) – 963 Hz - Birliğe dönüş, 

Solfej Nedir?
Solfej, bir müzik parçasının notalarını, do, re, mi, fa gibi tek sesli isimlerle okuyarak seslendirmek demektir. Bu manasıyla solfej, bir müzik parçasının notalarını okumak veya çalmak ile aynıdır. Müzik öğretiminde bu amaçla yapılan çalışma ve alıştırmalara da solfej adı verilir.
Solfej çalışmasında öğrenciler anahtarları, ses aralıklarını, ritimleri, tonalite ve değiştirme işaretlerini ve bunları gerçek seslere dönüştürmeyi öğrenirler. Bu bakımdan solfej müzik öğreniminde önemli bir yerde yer almaktadır. Sadece şan öğrencileri değil, çalgı öğrencileri de solfej öğrenimi görürler.
Solmizasyon ise, bir ses dizisindeki notaları hecelerle adlandırma metoduna verilen isimdir. Daha önceki Yunan, Hint ve Çin müziklerinde de solmizasyon metotları vardır. Avrupa müziğinde en çok kullanılan ve son zamanlarda de yaygın olan solmizasyon metodunu ortaçağda İtalyan öğretmen ve müzik bilgini Arezzolu Guido (990-1050) bulmuştur.

Do: Dominus (yaradan, mutlak) 
Re: Rerum (madde)
Mi: Miraculum (mucize)
Fa: Familias planetarium (gezegenler ailesi/güneş sistemi)
Sol: Solis (güneş)
La: Lactea via (samanyolu)
Si: Siderae (gökler)




Altı notalı ses dizisini (heksakord) temel dizi olarak alan Guido, her notaya bir hecenin ismini verdi. Bu heceleri, dizeleri bu notalarla başlayan çok bilinen Latince bir ilahiden aldı.
Metodun isimi sol ve mi hecelerinden gelir. Temel iki solmizasyon metodu vardır. Değişmeyen do isimi verilen metotta her hece belli bir notanın isimidir ve başka bir nota için kullanılmaz. Do her tonalitede do, sol her tonalitede sol notasının isimidir. Değişken do isimi verilen öbür sistemde ise, bütün tonalitelerde do birinci, re ikinci, mi üçüncü notanın ismini gösterir. Dolayısıyla do, do büyük veyahut do minör tonunda do’yu, buna karşılık sol büyük veyahut sol minör tonunda sofu, la bemol büyük veyahut la bemol minör tonunda la bemolü gösterir.



İngiltere’de 19. asırda şan eğitiminde yaygın olarak kullanılan tonik sol-fa sistemi de bir solmizasyon türüdür. Bu metot de değişken do metoduna dayanır. Sarah Ann Glover isimli bir İngiliz öğretmenin bulduğu bu metot, normal büyük dizinin yedi notasını temel olarak alır. Tonik sol-fa sisteminde doh (okunuşu do), ray (re), me (mi), fah (fa), soh (so), lah (la) ve te (ti) heceleri kullanılır. Yazılı biçiminde bu heceler d, r, m, f, s, ive t harfleriyle kısaltılır. Diyezli notalarda bu hecelerde e (i) tanınmış kişisi, bemollü notalarda ise a (e) tanınmış kişisi kullanılır. Bugün eskisi kadar yaygın olarak kullanılmayan tonik sol-fa sistemi Galler’de ve İngiltere’nin kuzey kesimlerinde kullanılmaktadır.

 İnsan Sesinin Özellikleri

İnsanın akciğerinden dışarı çıkartılan havanın, gırtlak yapısı ve ağız hareketleriyle basıncının değiştirilmesi yardımıyla insan sesi oluşur. İnsan vücudundan çıkan havanın basıncını kontrol edebilir. Bu sayede sesini azaltıp çoğaltırken bazı ses frekanslarını kullanarak konuşabilir, şarkı söyleyebilir, bağırabilir, fısıldayabilir.
İnsanların bu yapısı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Şişman bir insan ile zayıf bir insan arasında ses frekans farkı vardır. Erkek ve kadınlar arasında da fark bulunur. Bas sesin frekansı düşük, tiz seslerin ise frekansı yüksektir.
Erkek konuşmaları ses frekans değeri : 100-8500 Hz,
Kadın konuşmaları ses frekans değeri : 150-10000 Hz.
Erkekler daha bas seslere inebilir, kadınlar ise daha tiz seslere çıkabilirler. İnsan kulağının en hassas olduğu bölge. ( Tetik Bölgesi olarak da adlandırılır ) 1000 ve 5000 Hz arasındaki frekans değerleridir. İnsan bu frekans bölgesinde oluşan sesleri, karşısında konuşan insanı görmeden de algılayabilir.
Telefon frekans bant genişliği 300 – 3400 Hz.arasındadır. Bu değer, insan kulağının hassas işitme sınırları içinde olduğu için, karşıda konuşan kişinin yüzünü görmesek bile, her şahsın kendine özgü ses frekans değeri olması nedeniyle duyduğumuz sesin kime ait olduğunu algılayabiliriz



Kaynaklar :


http://trend.mynet.com/notalarin-isimleri-nereden-geliyor-1089654

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder